Snowboard; Kayağın üvey kardeşi

Bunu ilk defa duymuş olamazsınız, hem boardcular hem kayakçıların
gülerek gocunmayarak pistte söylediği bir laftır. Doğruluk payı
fazlasıyla çok; Her organizasyonda board kayakçılardan sonradan
yarışır, kayak yarısından sonra pistler ezilmez, hava koşulları
yüzünden iki yarış ucu ucuna yetişir, borcular iki iniş yerine tek
inişten değerlendirilir, pist tanıma erken biter, göğüs
numaraları boşuna verilmiştir; herkes sırasız, hakemler kafalarına
göre yarışmacıları indirirler. 'Hazır olan gelsin!' diye
bağırırlar, çağırırlar, söylenirler. Tatbikîde maruz kalınan
şeyler kayakçılar içinde geçerli, ama ben borcuyum boardcu olarak
anlatıyım. Mesela, son yarışımdaki lonjinmizin tutmaçları yere
saplanmış inşaat demiriydi. O kadar güvensiz sallanıyordu ki, ben
henüz inmeden kendisi oynayıp lonjin kapısını açtı. ‘Oha!
İnanamıyorum! E peki ne yaptınız?!’ Hiiç. Lonjinin kapısı
kapatıldı, tekrar geri saydılar, ve aşağı saldılar. ‘E öyle
iş mi olur? Söylenmediniz mi?!’ tabii ki de bildirdik, ama bana
gelen cevap ‘herkes ayni dezavantajla yarışıyor gülüm’. Bu
zihniyetle nasıl savaşabilirsin ki? Herkes ‘işimiz bitsene
çayımızı içsek’ pesinde. Her yarışma ayrı bir fiyasko,
organizasyoncular değişiyor ama kimse bir şey öğrenmiyor. Mesela,
nedense bir turlu şu puan hesaplamasını doğru yapılamıyor. Hep
birinci, ikinci, üçüncü karışıyor ve kupa dağıtımından sonra
ortaya çıkıyor. Özürler dileniyor, kupalar geri isteniyor. Böyle
rezillikler o kadar sık oluyor ki yarış ve organizasyon isimlerini
vermek hiçbir şey ifade etmez. Herkesin ve her takımın başına
gelmiş bir şey olduğu için ayrıcalıklı bile hissedemiyor insan.

Sporculara değer verilmediği mesajının henüz altına çizebildik
mi? Mesela koskoca multi milyoner holding, Türkiye’nin en büyük
firmaları, parmağını suya sokmak istiyor ve düzenlediği
organizasyonda üçüncüye vere vere 150 TL’lik çek veriyor.
Erzurum’da gerçeklesen bu yarış sezon içi olduğu için tek yön
lük uçak bileti minimum 160 TL’dir. Tabii ki de yarışmacılar da
maddi beklentiyle yarışmıyor, ama altını çizelim ki sporcuların
değeri biçilmiştir. 2015 sezonunun son yarışında gerçeklesen olay
en rezillerinden olabilir. Pist ezilmemişti, kayılabilecek gibi
değildi, karlar erimişti ve bir kayakçı gözümüzün önünde
bacağını kırdı. Sonradan yarışacak olan kız takımı son etapta
‘sakatlaya değmez’ deyip bir araya geldi ve son etapı yarışmayı
reddetti.

Organizasyon ne yaptı? Bu birkaç etaptan oluşan yarışın
gerisini sayıp da ödüllendirmek yerine, tüm üniversite kız
takımlarını cezalandırdı, madalyalar vermedi. Madalya nedir ki?
Okullara yollanacak sembolik bir jest. Manevi sebeplerden dolayı
yarışıyoruz bile diyemeyeceğimiz bir konuma getirdi sporcuları. Bu
seneki başka bir organizasyon sadece kendi üniversitesinin
fotoğraflı derecesini ve başarısını yayınlayıp, kendi
sporcusunun derece yapmadığı SL yarışmasının ne kulis fotoğrafı
ortalıkta ne de isimler. Göremezsin, bulamazsın. Yine sadece
kendilerine hayrı olan bir yarışma yapıldı. Sadece yarışan
sporcuların hakkı yenmiyor, emeği geçen kendilerince reform
getirmeye çalışan o kadar insan var ki… Yine bir örnek;
Üniversiteler ilk defa slalom sonrası Freestyle yarısı görecekti bu
sene, hava koşulları araya girdi, organizasyon yetişemedi, iptal
edildi. Bütün sezon boyunca kaymayı bırakıp parkı yapan
arkadaşlarıma da yazık, gerçekten Türkiye’de Freestyle da iyi
olup da kimse kaymadığı kitlesi olmadığı için değerleri
bilinmeyen arkadaşlarıma da büyük yazık. Yurt dışında bu
yetenekli insanların elinden tutup da yürürlerken bizim ülkemizde
tam tersi yapılıyor. ‘bitse de gitsek’. Kimse bir şey
öğrenmiyor.

Bizde buna dâhiliz. Yine her sene katılmaya devam
ediyoruz. Bu iş böyle devam ettikçe bu ülkeden zor olimpiyatlara
sporcu çıkar.

Yorum yapabilmek için Kayıt Ol! yada Giriş Yap