Dünyanın öteki ucunda bir Türk kızı Sörf yapıyor

Maria Andres ve Lena Erdil, bu yılın Kasım ayının sonunda gerçekleşecek olan Rüzgâr Sörfçüleri Derneği Noumea Rüzgâr sörfü turnuvası için Yeni Kaledonya’ya erkenden gitmeye ve bu yılın son dünya kupası turnuvası için hazırlık yaparken bu ülkenin güzelliklerini de keşfetmek için yola çıkmaya karar verdiler. Bu kararları onların ileride kendileri için vermiş oldukları en iyi kararlardan biri olacaktı. Yerel bir rüzgâr sörfü kahramanı ve organizasyon yöneticisi olan Bayan Stephane Bouqillard’ın evine davetlisi olarak gittiklerinde unutulmaz bir seyahat başlamış olacaktı.

Bizim için dünyanın diğer ucu olarak nitelendirilebilecek olan bir noktada bulunan, Pasifik Okyanusu’nun tam ortasında, açıkça görülüyor ki son derece egzotik bir yer. Ancak bu yerin en etkileyici tarafı sadece renkleri, bitki örtüsü veya dalgaları değil. Yeni Kaledonya bunlardan farklı birçok konuda eşsizdir. Bizim için özellikle enteresan olan bir olgu ise kültürlerin çok iç içe olmasaydı. Yerel nüfusun Pasifik Okyanusu göçmenlerinin geleneklerinden gelen ve kendi kendine Fransız kültürüyle ve giyim tarzıyla bütünleşmiş olması, öte yandan yerel Melanezya kültürünün muhafaza edilmiş olması son derece büyüleyiciydi. Örneğin yerel kabile kültürünün ve kabile şeflerinin aileleriyle beraber yüzyıllardır süregelen örf ve adetlerini ve (30’u aşkın) kabile dillerini bugüne kadar canlı tutmuşturlar. Yerel bir kabile ile beraber kaldıktan sonra anladık ki, televizyon veya internet kullanmamalarının sebebinin erişilebilirlik sorunu olması değil, sadece kendi tercihleri olduğunu gördük. Kültürlerin bütünleşmiş olması, cazibesi ve adalarına sevgi ile olan bağları Yeni Kaledonya’yı çok özel ve güzel bir yer kılmaktadır.

 

Yeni Kaledonya’ya ikinci gelişimizde fark ettik ki; buraya geçen gelişimizde Ada’nın birçok güzelliğini kaçırmış olmamızdı. Kalbimizde yatan asıl hedef ise sahil şeridindeki resiflere ulaşıp “Yeni Kal” dalgalarında sörf yapabilmekti. Şans eseri, kayıkçı ve cömert biri Alexandre Rouys ile seyahatimizde erken tanıştık ki kendisi bize Adadaki dalgaları göstereceğini belirtti. Fransız polinezyası ile ilgili ilk izlenimimizi Dumbea dalgakıranında aldık. Dumbea limanından tekne ile yaklaşık 30 dakika uzaklıkta, Pasifik Denizi’nin ortasında hâlihazırda demir atmış 10 tane tekne ile mercanların hemen yanına demir attık. Sadece sığ ve düşük dalgaların haricinde hiçbir şey olmayan bir noktada, Yeni Kaledonya’nın sembolu olan bir vatos teknemize doğru sıçradı ki biz o anda suyun berraklığına bakmak ile meşguldük. Resifler o kadar temiz ve berraktı ki; dalış ekipmanına bile gerek yoktu. Okyanus ve doğa ana ile uyum içerisinde varoluşumuz adına tekrar şükran duygusu içerisinde olduk ve kâinata bunun için her sabah yaşadığımız için minnettar olduk.

Metni Hazırlayan: Lena Erdil, Maria Andres

 

Resimler: Bryan Gauvan, John Carter, Ingrid Meie Luepack, Erwan Devos

Yorum yapabilmek için Kayıt Ol! yada Giriş Yap