UMUT AYOĞLU TAHTASIYLA MACERA PEŞİNDE

Gün geçtikçe ekstrem sporlarımızın geleceği adına umutlarımız daha da artıyor. Doğada ekstrem sporlar içinde mücadele eden ve heyecan içinde yaşayan genç yeteneğimiz Umut ile tanıştırmak istiyoruz sizleri. Umut tahtasıyla beraber karda, denizde, rüzgarda ve dalgada dört mevsim macera peşinde!

Öncelikle gelin hep beraber Umut Ayoğlu'nu tanıyalım, sonra da heyecan ve tutkuyla çektiği ''Backcountry Snowboard'' filmini izleyelim...

Merhabalar sevgili Tahta ailesi. Benim adım Umut Ayoğlu. 17 yaşında adrenalin tutkunu bir gencim. Zonguldak Fen Lisesi’nde öğrenim görüyorum. Kışları Zonguldak’ta, yazları ise Fethiye’de yaşıyorum. Çok küçük yaşlarımdan beri doğa ile iç içe büyüdüm. Zamanla çok sık beraber olduğum deniz ve dağlar hayatımda önemli değişikliklere sebep oldular. 5-6 yaşlarımda ailemin de desteği ile ilk kez ekstrem sporlarla tanıştım. Her şey Uludağ’daki askeri tesis ile başladı.
 
Spor geçmişime bakacak olursak 11  yıldır kayak yapıyorum, tam emin olamadığım bir zamandan beri kaykaya biniyorum. 6 yıldır ileri seviye windsurf ve 2 senedir de dalga sörfü yapıyorum. fakat özellikle profesyonel branşım olarak uğraştığım kitesurfte big air disiplinini ve snowboard'da backcountry disiplinini 5 yıl önce hayatımın bir parçası haline getirdim.
Sıcak yaz havalarını bir kenara bırakıp içinde bulunduğumuz kış aylarına ve snowboarda değinecek olursam, zamanımın %99'unu backcountry kayarak yani bolkarda (off-pistte) geçiriyorum. Tabi ki ben de freestyle yapıyorum ama sadece yeterli kar olmadığında... Bolkarı seviyorum. Çünkü bolkarda kendimi kardan bir dalganın içinde sörf yapıyor gibi hissediyorum. Ne zaman el değmemiş bir yamaç veya orman görsem kafamda;  oradan nasıl inilir, hangi noktadan dönülür, hangi kayanın üstünden atlanır gibi sorular beliriyor.

Bu seneki projemizin amacı ise Türkiye’de hiç yapılmamış uzunlukta bir snowboard filmi yapmaktı. Geçtiğimiz senelerde de kısa düzenlemeler yapmıştım ama hiç birinde olmayan bir eksik vardı: kar durumu. Bu sene hiç durmadan yağan yaklaşık 1.5 metrelik yağışla birlikte Antalya’dan sadece bunun için kalkıp gelen Berke ile birlikte Kartalkaya Kayak Merkezi’ne doğru yola koyulduk. Bu sezon SPX’ten aldığım ve ilk defa kullanacak olduğum Burton Deep Thinker’ı da test etmek için mükemmel koşullar oluşmuştu. Kimi zaman omuzlarımıza kadar gelen karın içinde yürümek zorunda kaldığımız bu unutulmaz günlerden birinde Ege ile tanıştık. Ege ile lift sırasında, altındaki Free Thinker üzerinden muhabbetimiz başladı. Zirveye çıkana kadar muhabbet; ''Siz de mi bolkar kayıyorsunuz, e o zaman beraber kayalım!'' demeye kadar geldi. İşte burada sporun bir başka güzelliğini de yaşamış oldum. Bu olayın ardından videonun 2. bölümünde gittiğimiz yamaca geldik. Aşağıya uzun uzun bakarken bize doğru gelen Berkay’ı gördük, onun da yanımıza gelmesiyle birlikte bu sezonun en efsane inişi için geri saydık. Sadece 15 dakika kadar sonra tekrar lift sırasındaydık. O ıssız yamaçta zirveye doğru çıkarken geriye sadece ağaçların arasından bakabileceğimiz izler kalmıştı.

Ne acı ki ülkemiz çok kaliteli backcountry parkurlarına sahip fakat biz bolkardan çekiniyoruz. E tabii haklıyız bir yandan da.. Bizi hep korkuttular; yok çığ düşer, ayı çıkar, şu olur bu olur diye. Elbette her şey olabilir ancak gerekli önlemler alınıp seviyelere uygun rotalar seçildikten ve gerekli ekipman kullanıldıktan sonra bu tarz olumsuz durumlardan kaçınmak çok kolay. Tabi bunun yanında heliskiing/heliboarding ve kar motosikleti kiralama fiyatlarının da aşırı pahalı olması nedeniyle bu el değmemiş bolkarlı yamaçları keşfetmek haliyle güç oluyor. Her şeye rağmen bizim gibi sporcuların en büyük isteği ülkemizin sadece slalom yarışları gibi sembolleşmiş etkinliklerde değil, Freeride World Tour gibi kendi çizgisini çizen programlarda da en iyi şekilde temsil edilmesi.

 

Umut'u takip edip destek olmak için; @ayogluumut

Yorum yapabilmek için Kayıt Ol! yada Giriş Yap