Surf 103

Koltuğumuzdan kalkmıştık değil mi? Provizyonları okuduk, sahile doğru yola çıktık, dalgaların sesini duyar gibiyiz. Küt küt atan bir kalp, ufaktan korku hissi ama kendimizi denizin ortasına atmak için can atıyoruz. Sakin bir şekilde ekipmanları hazırlamaya başlarız. Dümenler (finler) takılır, balmumu(wax) ovalana ovalana tahtanın yüzeyine sürülür, iyice ısındıktan sonra da kordonumuzu (leash) bağlar ve dalgalara doğru koşmaya başlarız.

Kimi dakikalarca, saatlerce, günlerce kulaç atar kırılma noktasına gelemez. Kimi ise saçları ıslanmadan noktaya gelir, oturur ve kendisine gelecek olan o mükemmel dalgayı bekler. Aslında o mükemmel dalga hiçbir zaman gelmez ancak geleni yakalayıp o dalganın kusursuz suratına hasar vermek de mükemmel bir histir. Dalganın bir rayı vardır ve tepeden bakıldığında tahtanın burundan kıçına kadar olan kısmıdır. Düzgün bir açıyla oturursa dalganın kıvrımına uzar gideriz. Birkaç kez bu gidiş rayına oturunca düz sürüş  heyecan yaratmamaya başlar ve profesyonelleri agresif manevralar yaparken görürüz.

Dalganın tepesinden aşağıya doğru inerken vücut rayın aşağısına doğru eğilir. Bacaklar pres yapar gergindir. Vücut, dalganın tepesine doğru tırmanırken rayın üzerine doğru eğilir, bacaklar kırılır. Tam ucuna gelindiğinde bir kesme atmak gerekir. Yelpaze gibi bir su spreyi fışkırtmak güzel bir histir. Sonra o yükselen suyun düşmesinden meydana çıkan ses insanın içini gıdıklar. Hele etrafınızda bir eş dost varsa o sprey ile suratını yıkamak büyük terbiyesizliktir ama yapılmadan da olmaz. Ama o hareketi yapıyorsan rayı da kaybetmeyeceksin, bacakları kırıp gerginleştirerek pompalayarak tekrar momentumu oturtacaksın ki akış devam etsin.

 

Uzun tahta sürülüyorsa agresif hareketler hoş olmaz. İnip tırmanırken tahtanın üzerinde ileri geri yürümek gerekir. Tahtanın burnunu ön ayakla bir okşayıp geri gelmek, tahtanın basılmadık yeri kalmasın diyekoca kütükle dans etmek güzeldir. Ancak ortaya yapay olmayan stil koymak gerekir. Sörf burada diğer sporlardan ayrılır. Evet yarışmalarda rakamlar vardır ancak jüriden jüriye değişir, görecelidir.

O sebeple en iyi sörfçü suda en çok eğlenen en çok zevk alan sörfçüdür. Dans eder tahtanın üzerinde, boş dalganın üzerine tahtası ile resim yapar.

 

Birde tüpün içine girebilmek vardır eğer yeteri kadar azimli, şanslı ve dengeliyseniz. Daha da önemlisi o tüpün içinden çıkabilmektir. Ama anlatılamaz tüp, anlatmaya kalkışılmaz. Hatta anlatan varsa da dalga geçilir. Başka bir boyut, başka bir gerçekliktir.

 

Kısacası hayat, zaman sörf ile geçirildiğinde daha güzeldir. Sörf sonrası yenilen yemeğin tadı daha güzeldir. Kana kana içilen su daha bir berraktır. Muhabbet daha keyifli, uyku daha tatlıdır. Vücut kırgındır, yorgunluk vardır ama farklı bir enerji de vardır içerde. Kimsenin karşısında daha iyi bir insan yapmaz sizi ama içeri dönüp baktığınızda iyileşmenin farkına varırsınız.

Yorum yapabilmek için Kayıt Ol! yada Giriş Yap