Aslı Nemutlu'nun Ardından

Hala acısı taptaze bir kayıp: Aslı Nemutlu. Bu kayıp ne ailesinin, ne sevenlerinin, ne de pistleri paylaştığı diğer sporseverlerin kayıbı. Bu kayıp, ne yazık ki, hepimizin. Bir dizi ihmâl ve hepinizce mâlum olduğuna inandığım maddi bir takım kaygılar neticesinde kaybettiğimiz Aslı için federasyona açılan kamu davası nihâyet sonuçlandı… Şaşırtıcı bir şekilde federasyon yetkilileri ve sorumlular cezaya çarptırıldı. Şüphesiz, bu davanın peşini bırakmayan ailesi ve olayların farkında olan büyüklerimiz sayesinde bu cezaları aldılar. Aksi durumunda ne olacağını zaten hepimiz biliyoruz…

Bu davanın en yakın takipçilerinden biri olan, camianın saygın isimlerinden Hakan Severge ile Aslı’nın kaybını yaşamamıza sebebiyet veren olaylar silsilesini ve dava sürecini konuştuk. Bize bu konu hakkında pek önemli bilgiler verdi. Umalım ki bu röportaj bir Aslı daha kaybetmemize engel olacak bir basamak olur.

Belli başlı konular hâlinde ortaya çıkıyor sorun: Öncelikle olimpiyatlar için yapılacak olan tesisin planlanamaması sorunu var. Hava puslu mu oluyor, kar yağış miktarı, güneş süresi, hâkim rüzgâr ne yönden ne şiddetle esiyor gibi dataları içermesi gereken bir iklim raporu olması gerekiyor. En az 5 yıllık rapor aranıyor, eksiksiz bir tesis inşa edilmesi için. Kazadan sonra İTÜ’den 3 adet bilirkişi atanıyor iklim raporlarının hazırlanabilmesi için. Ortaya çıkıyor ki geriye dönük bir senelik rapor bile yok ortada…

 

Ardından masterplan yapılması için firmalarla görüşülmeye başlanıyor. Amerikalı, çok ünlü bir firmayla konuşuluyor ve ilk etapta firmanın önerisi: “Palandöken’de yapmak dururken neden Konaklı’ya bir tesis kurmak istiyorsunuz?” Masterplan sonrasında yapılacak detaylı planlama için gereken detaylı veriler elde bulunmadığı için firma bunu yapmayı reddediyor hâliyle… Sonrasında Andoralı bir firmaya işi devam ettirme kararı alınıyor. Olimpiyat için yapılan bir yerde olimpiyat downhill standardını karşılayacak bir altyapı olmadığı görülüyor. Gölet yetersizliği (bundan ötürü yarış süresince sadece tek bir pist karlanabildi), sosyal tesislerin acınası durumu, konaklama için otel bile olmaması… Kayak tesisini yap, nasıl olsa gerisi gelir zihniyeti. Doğru dürüst planlama yapmadan kurulan 6 adet tesis, üçü bugüne kadar çalıştırılmamış ne yazık ki… Kısacası devletin ayırdığı bütçeyi bir şekilde harcayalım, yatırım yapmış olalım, yeni bir şey yapmış olalım, “biz” yapmış olalım. Ne kadar tanıdık değil mi?

Güvenlik… İki adet Süper G pisti kuruluyor bu tesiste, erkek ve kadın olmak üzere. Hakan Bey erkek Super G pistinin güvenlik ağlamasını, Liski ile beraber olarak bizzat dağlarda zaman harcayarak İtalyan eksperler ile birlikte gerçekleştirmiş. (Kaza kadınlar için yapılan Super G pistinde gerçekleşiyor.) Pistin inşaatı sırasında, kar tutmadığı görülüyor (bkz. İklim raporları) ve bunu düzeltmek için ahşap perde yapılması gerektiği konuşuluyor. Bunun üzerine İtalyan eksper “kafanıza göre perde yapamazsınız” diyor… Bir takım kriterleri var ahşap perde yapmanın, iklimsel ve coğrafi olmak üzere. Homologasyonu alınmış bir piste FIS’ten izin alınmadan hiçbir müdahale edilemeyeceği gerçeği dururken, gecekondu misali ahşap perdeleri dikiliyor (dikkat edilmesi gereken kriterler zaten unutulmuş durumda), yetmezmiş gibi bir de perdelerin hemen önüne kar nozülleri dikiliyor. Bu kar perdesinin biriktireceği karın, snowtruck tarafından alınıp, piste yayılmasını (kar perdesi işlevsiz kaldı) engelliyor. –İTÜ raporuna göre kar perdesinin pistden en az 10 metre uzaklıkta olması gerekiyor- Son olarak İtalyan uzman uyarmış; “Kesinlikle homologasyonu alınmış bir pistin fişine ekleme yapmadan müdahalede bulunmayın. Ha pistin kenarına izinsiz, ön çalışmasız kar perdesi dikmişsin, ha pistin ortasına bina dikmişsin.” Eğer bu perde fişe işlenseydi belki antrenman yapılmayacak bir pist olarak işaretlenecekti. Ya da gerekli güvenlik önlemleri alınacaktı…

 

Super G yarışının bir gerekliliği olarak, pistte antrenman yapmak gerekiyor ve o gün itibariyle homologe olan tek pist Erzurum’da. O gün, orada, 100 kişinin sırf yarışmada istatistik olarak gözükmesi için, federasyonun biz bu kadar sporcu yarıştırdık diyebilmesi için, antrenmansız – ekipmansız olarak can güvenliği tehlikeye atılmıştır. Böyle bir durumda yetkili kişinin, Super G kategorisini iptal etmesi gerekmekteydi… Yarışın yapılacağı pisti antrenman günü kapatmak, uygun olmayan bir pisti antrenman yeri olarak göstermemek vs. vs. gibi bir takım komik durumlar meydana geliyor. Antrenman yapmaya gidenler, ne kar motoru görüyorlar, ne bir sedye, ne acil durum ekibi, ne de güvenlik… (Bu olaydan sonra bir kişinin de Palandöken’de minderle kayarken perdelere çarpıp öldüğünü öğreniyorum Hakan Severge’den.) Sonuçta Aslı kazadan sonra sedye ile değil, kar motoruna oturtularak aşağı indiriliyor.

 

Dava süresince gerçekleşenler ise daha vahim… Hazırlanan raporlar, raporlara verilen tepkiler... Bir tanesinde Aslı suçlu bulunmuş! Federasyonun sütten çıkmış ak kaşık olduğunu belirten raporlar, bilirkişiler, hakim reddetmeler, duruşmalara – incelemelere katılmamalar vs. “Aslı düşmeyi bilmiyordu, yetersizdi” diye bir ibare var… Bu kız milli sporcu nasıl oldu o zaman, neden yarışmalara sokup ülkemizi temsil etti? Bu yaşanılan durumun çirkinliği mahkeme kararına da yansıyor. Takdiren ve teşdiden, yani hakimin kanaatine göre ağırlaştırılıyor cezalar.

 

En acısı da böyle elem bir olay neticesinde bile, kurulan çalışma grupları ve yapılan onlarca incelemeye rağmen, henüz kayak pistlerinin güvenliği konusunda bir yönetmelik ya da yetkili bir makam bulunmamakta… Sonradan Hakan Severge’den öğreniyoruz ki Kartalkaya’da da bir kar perdesi sorunu bulunmakta; Kartalkaya’da bir kızın dalağı alınmış, davası hala sürüyormuş… 2011’de, olaydan sonra Erzurum’da yapılan toplantı ve workshop ardından ne yazık ki somut bir adım atılmamış. Pistlerden sorumlu, konuya hâkim ve tecrübeli bir yetkili bulunmak zorunda artık fakat, federasyonda yaşanan istifalar ve belirsizlik sebebiyle bu konularda bir süre daha bir şey göremeyeceğiz gibi duruyor.

Umarız ki; Aslılarımız bundan sonra, federasyonun bütün önlemlerini kitabına uygun olarak aldığı, dünya standartlarına yönelik tesislerde yarışır ve yarışmaya istedikleri kadar devam ederler. Umarız, ülkemiz artık güzel şeyler yaşanacak bir memleket olur. Bu davanın sonuçlanmasında payı çok büyük olan büyüklerimize, başta Hakan Severge olmak üzere, 17 duruşmaya tek tek takılıp, 25’den fazla kere Erzurum’a giden ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabır diler, ellerinden öperim.

Güzel ruhun sonsuz beyazlıklarda huzur bulsun Aslı…